22 Haziran 2010 Salı
Fikrimin ince gülü, gönlümün aşk teli: Le Trio Joubran
Ud müziği...4 kuşak boyunca ud yapıp çalan Filistinli bir aileden gelen 3 kardeş: Samir, Wissam ve Adnan’ın kurduğu Joubran Trio’dan ne de güzel dinleniyor.
Kardeşlerin vurgulu, tutkulu müziği, davul ustası Youssef Hbeisch’in ritmleri üzerine adeta etamin gibi işleniyor.
Onlara esin kaynağı olan müzisyenler arasında Paco De Lucia, Al DiMeola ve John Mclaughlin Trio var.
Kardeşlerden biri kendilerini müzisyen oldukları kadar birer savaşçı olarak da tanımlıyor, ülkeleri için enstrümanlarıyla savaştıklarını ima ediyor. “Sıradışı, normal olmayan müzisyenleriz, çünkü doğup büyüdüğümüz yer normal değil” diyor en büyük abi.
Çaldıkları notalar kadar notaların arasındaki sessizliklerini de dinlemeye doyamadığım udi kardeşler hakkında daha fazla bilgiyi şu adresten bulabilirsiniz: http://www.letriojoubran.com/en
1 Mart 2010 Pazartesi
Dönbabadönelim 1 – RATM!!

22 Kasım 2009 Pazar
Prag'a doğan mavi bir güneş: Alasdair Bouch


9 Ekim 2009 Cuma
Efes'in 20 senelik bluuuz'u!!
Bu sene 20.si gerçekleşecek olan geleneksel Efes Pilsen Blues Festivali için geri sayım başladı. Açılışını 16 Ekim’de Antalya Divan Talya Otel’de yapacak olan gezici festival, 1 ay boyunca Türkiye’nin bir çok farklı şehrinde Blues severler ile buluşacak. Festivalin rotası sırayla şöyle: Antalya, Konya, Kayseri, Kıbrıs/Girne, Mersin, Adana, Gaziantep, Diyarbakır, Malatya, İstanbul, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Kocaeli, Edirne, Trabzon, Ankara, Eskişehir, Denizli, İzmir. Bu seneki festivale katılacak olan müzisyenler ise şöyle: Shemekia Copeland, Terry Evans&Band ve Ray Schinnery. Son olarak gitarist okuyucularımıza bir sürprizimiz var. Festivalin bu sene düzenlediği yarışmada en eski Efes Blues Festival müdavimi bir Fender Stratocaster gitar kazanabilir.
Yarışmaya katılmak için ayrıntılı bilgi festivalin resmi sitesinde:
İşini son dakikaya bırakıp festival günü kapıda kalmak istemeyenler için önceden bilet alabileceğiniz biletix linkini de buradan hemen verelim:
http://www.biletix.com/static.htm?page=sp42
7 Eylül 2009 Pazartesi
Canlı canlı: Groove Armada @ SaSaZu, Prag
Hadi, oturmaya mı geldik? Eller havaya!!!!!!!
16 Ağustos 2009 Pazar
Miles Davis'in parmaklarından İspanya eskizleri
Gil Evans’ın beste ve aranjmanları, Miles Davis’in melodik ve kendine özgü ritmleriyle çaldığı soloları ve birçok müzik stilinin harmanladığı bir başucu albümü: Sketches of Spain.
Alışılagelmiş caz enstrümanlarından daha çok korno, fagot, bas klarinet ve flugelhorn gibi klasik müzikte kullanılan bir çok nefesli enstrümanı duyabileceğimiz bir albüm. Sadece 5 parçadan oluşmasına rağmen albüm size 40 dk'lık yumuşak ve sakinleştirici bir müzik terapisi veriyor. 27 müzisyenden oluşan orkestranın eşliğinde Miles Davis, ana enstrümanı olan trompet ve de flugelhorn ile çaldığı pırıl pırıl sololarıyla ön planda. Fakat albümü bu kadar özel kılanın Davis’in performansı kadar Gil Evans’ın aranjmanları olduğunu da unutmamak lazım. Sonuçta bu albümü bu kadar tatmin edici kılan şey Evans’ın bestelerine özenle kattığı yeni ve birbirinden farklı stiller ve de mükemmel bir caz – klasik müzik harmanı yakalamış olmasıdır.
Sizin için bu albümden şimdilik The Pan Piper adlı parçayı seçtim. İleride bu albümün diğer parçalarına da blogumuzda rastlamanız mümkündür. Buyrun, dinleyin:
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Geceden kopan bir dilek: Tarja Turunen
Fazla söze gerek yok. Birçoğumuzun bildiği gibi o Finlandiyalı senfonik metal grubu Nightwish’in ilk göz ağrısı, grubun müziğine karakterini veren ve sonradan yeri hiç doldurulamayacak olan güçlü ses…Finlandiya’nın başkanı Tarja Halonen’in tanımladığı gibi „Finlandiya’nın sesi“: Tarja Soile Susanna Turunen Cabuli. 18 yaşında müzik eğitimini aldığı Sibelius Akademisi’nden sınıf arkadaşı Tuomas Holopainen ile birlikte Nightwish grubunu kurmuş, 9 sene boyunca grubun vokalistliğini yapmış ne yazık ki bu beraberlik 2005 yılının Ekim ayında diğer grup elemanlarının ortak bir kararla internet sitelerinden yayınladıkları bir mektupta Turunen’den gruptan ayrılmasını istemeleriyle sona ermiştir. Bu mektuba kendi web sitesi üzerinden cevap veren Tarja da bundan sonraki müzik çalışmalarına solo olarak devam etme kararı almıştır. Biz yine de onu Nightwish ile tanıyıp grupla bütünleştirdiğimiz için solo çalışmaları yerine grup ile olan zamanlarından bir performansını buraya koymak istedik. Oldukça iddialı ve güzel bir „Phantom of the Opera“ uyarlaması ile.. buyrun Nightwish ve Tarja:
Bu arada Tarja’nın bir dönem müzik eğitimine devam etmek için gittiği Almanya’da tanıştığı Türk asıllı Alman müzisyen Martin Kesici ile bir düeti olduğunu biliyor muydunuz?
