31 Temmuz 2009 Cuma

Borodin'den "Poloveç Dansları"

Bu haftaki anketimizin sonuçlanmasına birkaç saat kala heyecanınızı yatıştırmak için araya bir klasik eser koyalım dedik. Eserimiz, "Rus Beşleri" olarak bilinen besteci grubundan Alexandr Borodin'in "Prens Igor" operasının en meşhur bölümü olan "Poloveç Dansları". Opera 11. yüzyılda Ruslar ile Tatarlar arasında geçen bir savaş sırasında yaşananları anlatır. Savaş sırasında Prens Igor ve oğlu Vladimir poloveç savaşçıları tarfından esir edilir. Kraliyet soyundan geldikleri için sıradan esirler gibi değil asil konuklar olarak ağırlanırlar. Poloveçlerin hanı onurlarına bir festival düzenler. Kutlamalar sırasında savaşçılar ve genç kızlar dans eder. Parça işte bu danslar esnasında çalınan müzik ve söylenen şarkılardır. Maalesef Prens İgor Borodin tarafından yarım kalmış ve ölümünden sonra Rimsky-Korsakov ile Alexander Glazunov tarafından tamamlanmıştır. (kaynaklar: eksisozluk, wikipedia)
p.s. Eserin
"The Flowing Dance of Young Maidens" [b] bölümü Amerikalı hiphop müzisyeni Warren G'nin opera ile aynı isimli şarkısında kullanılmıştır. Buyrun bu da şarkının klibi:

26 Temmuz 2009 Pazar

Müzikalin iyisi kötüsü

Sevgili müzikseverler,
Siz blogumuzda “Film müzikleri” haberleri görmek istersiniz de biz boş dururmuyuz? Her ne kadar bugün tatil de olsa Pazar keyfinize çilek suyu sıkacak çok kısa bir haber yazmadan edemedim ve “Pazar günü” temasına uygun bir şarkı seçtim sizler için. 1973’te Britanya yapımı bir müzikal olarak ortaya çıkan, daha sonra bilimkurgu ve korku filmi haline getirilen kült yapım “The Rocky Horror Picture Show” filmimiz.


Sahne oyununun ve tüm şarkılarının sözlerinin Richard O’Brien tarafından yazılmış olduğu müzikal, senelerce broadway sahnelerinde yer almış, filmi ise tüm zamanların uluslararası en çok bilinen gece yarısı gösterimi filmi haline gelmiştir. Filmin başrollerinde Tim Curry, Susan Sarandon ve Barry Bostwick gibi ünlüler yer almıştır.Filmin konusu kısaca şöyledir: (wikipedia.org’dan alıntı)


“Yeni evlenmiş olan Janet Weiss (Susan Sarandon) ve Brad Majors (Barry Bostwick) yağmurlu bir gecede yollarını kaybeder. Ardından Weiss ve Majors bir şatoya sığınırlar. Bu şatonun sahibi, travesti bir bilimadamı olan Dr. Frank-N-Furter'dır (Tim Curry). Dr. Frank-N-Furter, o gece Rocky Horror adında bir aşk kölesi yaratcağını açıklar. Janet Weiss ve Brad Majors'ın saklı kalmış v e bastırılmış duyguları ortaya çıkar”


Filmin açılış sahnesinde siyah bir zemin üzerinde Patricia Quinn’in daha sonra bir ikon haline gelecek olan kırmızı rujlu dudakları belirir ve sözleri o dönemin birçok düşük bütçeli kült filmlerine göndermelerle dolu olan “Science Fiction/Double Feature”ı söylemeye başlar.




Bu şarkının sözlerinde kendilerine referans yapılmış filmlerden bazıları:

25 Temmuz 2009 Cumartesi

"25. Hour / 25. Saat" Tenece Blanchard

ISKALANAN HAYATLAR ÜZERİNE, TERENCE BLANCHARD DARBESİ...

Tenece Blanchard, film müziği kompozitörleri arasında çok bilinen bir isim olmasa da, bir jazz kedisi olarak ziyadesiyle tanınan, saygın bir enstrümanist.

Ehil bir trompetçi, keza yönetmen Spike Lee' nin çocukluk arkadaşı olması hasebiyle hemen her filminde notalarının izi bulunan bir deha.

Haftanın teması film müziklerine dair olunca, ilk zihnime düşen film, "25th Hour / 25. Saat" oldu.

Hayatlarımızı ne kadar enayice paranoyalarla ıskaladığımızı, çocukluğumuzda kafamıza mıhlanan bir film ya da fotoğraf karesinin peşinde mutluluğu ararken aslında "mutlu olduğumuzun" farkında bile olamadığımızı anlatan, tadına doyulmaz bir başyapıttı "25. Saat"...


Edward Norton' un yürek titreten performansı da filmin kusursuzluğuna krem şanti lezzeti katıyordu.

Filmin o kadar çok unutulmaz sekansı var ki. Ama sanırım en ciddi tadlarından biri, Terence Blanchard' ın silkeleyici açılış müziğiydi.

Her izlediğimde, iki gözüm niagara ağladığım final sahnesinde de kullanılan bu title gerçekten efsaneviydi...


KINGS OF LEON' LA SOLUKLANMAK...

ONLY BY THE NIGHT / KINGS OF LEON

MUTLAKA DİNLEYİN!!!


Uzun süre ciddiye almamak gibi bir hataya düştüğüm Kings Of Leon' a dair yanılgım ve ıskaladığım zaman yüzünden kendimi affedemiyorum öncelikle...

Mübalasız, son 10 yıldır beni bu kadar keyiflendiren, heyecanlandıran bir rock grubu sözkonusu olmamıştı.

"Rock müziğe dair daha farklı ve yeni ne yapılabilir ki" denilen kısır bir dönemde, taze orman havası kıvamında Kings Of Leon.

Bir çok virtüözü imrendirecek gitar riff' lerinden tutun da, davul ataklarının pompaladığı limitsiz adrenaline dek tam bir karnaval Kings Of Leon!

"Only By The Night" ı, zekice kotarılmış şarkı sözlerinden, entrümantal altyapısına dek başyapıt olarak nitelemek sanırım abartılı olmayacak.

Açılış şarkısı "Closer" la sizi içine aldıkları kozadan, son şarkı "Cold Desert" le renkli bir kelebek olarak çıkıyorsunuz.


Olağanüstü!..

Haftanın tercih edilen müzik kategorisi: “Film müziği”

Bir hafta boyunca okuyucularımızdan gelen oylar sonucu blogumuzda en çok haberlerini görmek istediğiniz müzik kategorisi belli oldu. Bu haftanın favorisi: “Film müzikleri”

Bu kategoriye oy veren okuyucularımızın aklında büyük senfonik besteler, ya da dünya listelerini alt üst etmiş şarkılar olabilir. Biz daha mütavazi ve sıcak bir tercih yaptık, ve 7’den 77’ye tüm Türk halkının gönlünde yer etmiş “Gülen Gözler” filminin müziğine blogumuzda yer vermek istedik. 70’li yıllarda ortaya çıkan, orijinali İskender Doğan tarafından seslendirilmiş olan “Kan ve Gül” parçasını çılgın ve aşık pilot Vecihi’nin kardeşinin düğünü esnasında müstakbel eşinin babasına söylediği sahneyi hepiniz hatırlarsınız. Kendini bir anda sahneye atıp, Münir Özkul’un gözlerinin içine baka baka “Seviyorum, veriyor musun?” diye kızını vermesi için adeta yalvaran Şener Şen (nam-ı diğer: “Vecihi”) sonunda babayı ikna etmiş midir? Bunun cevabını ancak filmi izleyenler biliyor. Biz yine de merakınızı bir nebze olarak gidermek için filmin bu sahnesini sizlerle paylaşalım dedik. Buyrunuz, izleyiniz:




Haa, bu arada...Bilmeyenleriniz için söyleyelim. Bu şarkının bir de Michael Jackson yorumu var. Rahmetli Jacskon, Vecihi'nin yorumunu o kadar çok beğenirdi ki ona olan saygısından dolayı hiçbir zaman kendisini ön plana çıkarmamak için bu videonun yayılmasını istemedi. Biz yine de sevenleri olarak buradan bu videoyu paylaşıp kendisini bir kez daha anmak istedik:


23 Temmuz 2009 Perşembe

My Ssshhhhhh....

Blogumuzda genelde daha sıradışı fotoğraflar görmeye alışık okuyucularımız bu resimdeki hanımın “aramızdan biri” hallerine aldanmasın. O aslında çok özel, 70’li yılların sonunda power pop akımının en önemli yapıtlarından birine ilham kaynağı olmuş Sharona Alperin. 16 yaşındayken The Knack grubunun solisti Doug Fieger, kendisine sullar seller gibi aşık olmuş ve 1979’da Amerika’da Billboard Hot 100 singles listesinde 1 numaraya yükselip 6 hafta boyunca kalacak olan “My Sharona”yı yazmıştır. “Onu ilk gördüğümde kafama beysbol topu yemiş gibiydim, anında aşık oldum” diyor Fieger. Bu şarkı daha sonraları Pearl Jam, Nirvana ve benzeri çeşitli müzisyenler tarafından yapılan uyarlamalarıyla, 1994’te Ben Stiller’ın yönettiği ve yıllarca aklımıza yerleşen Ethan Hawke ve Winona Ryder’ın romantik aşk sahnelerini içeren Reality Bites filminin soundtrack’inde oluşuyla ve son olarak 2005’ye Amerika Başkanı George W. Bush’un iPod listesinde bulunuşuyla dikkat çekmektedir. İşte şarkının bir videosu:




Unutmadan: Bu şarkıya ilham kaynağı olan Sharona Alperin, şu anda Amerika’da başarılı bir emlak şirketinin sahibidir. Şirketin websitesinin http://www.mysharona.com/ olması yine bu şarkıya referanstır.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Zooey Deschanel


Bu filmci müzisyen kızımızdan bir parçayla karşınızdayız. "Yes Man" filmi için kurdukları "Munchausen By Proxy" adlı gruptan. Zooey Claire Deschanel in bir çok oyunculuk deneyiminin yanında müzik konusundada boş olmadığını "She & Him" adlı grubundan biliyoruz.Ama ismini ilk duyduğumuz zaman oyuncu Zooey Deschanel olarak düşünüyoruz. Bu elf kızımız acaba sadece müzik mi yapsa ne (yooo oyunculuğuna laf yok)

21 Temmuz 2009 Salı

Napoliten düşler...

Küçükken yazlıkta bisikletinin ziliyle sizi bahçeye çağıran bir çocukluk arkadaşınız var mıydı? Eğer olmuşsa bu ses size tanıdık gelecek. 19 yaşındaki Avustralyalı müzisyen/şarkı yazarı Lisa Mitchell, akustik gitarıyla eşlik ettiği ve bu sene çıkan ilk albümü Wonder’da topladığı şarkılarıyla kulaklarımızı olduğu kadar ruhumuzu da okşuyor, ve bizi bisikletli günlerimize geri götürüyor...Albümdeki favorilerden biri olan “Neopolitan Dreams”i size dinletmeden önce şarkının kullanıldığı bazı yerler hakkında bilgi vereyim:

* Avustralya yapımı aile dizisi “Packed to the Rafters”ın soundtrack’i

* Popüler internet dizisi “MySpace Road Tour”un tema müziği (ayrıntılı bilgi için:

http://www.myspace.com/myspaceroadtour#)

* 3 Mobile
televizyon reklamı (Temmuz 2008)

* İngiltere’de Surf deterjan reklamı (Eylül 2008)

* İspanya’da meşhur alışveriş merkezi zinciri El Corte Inglés’in Noel reklamı


Daha fazla reklamını yapmadan şarkıyı dinlemeye geçelim dilers
eniz:


20 Temmuz 2009 Pazartesi

Selam. Hi. Hallo. Salut. Ahoj. Ciao. Saludo. χαιρετισμός.

Now our blog is available for the non-Turkish speakers as well. Just select the language you want from the GoogleTranslator below... et voila!

Enjoy your reading.

p.s. Thanks to our editor
darul for suggesting this idea.

500 mil yürüyen İskoçlar: The Proclaimers

Yer: Hampden Parkı, İskoçya.
Milli futbol takımı gol atıyor ve tüm İskoç taraftarlar hep bir ağızdan aynı şarkıyı söylüyor:
“But I would walk 500 miles, and I would walk 500 more...”

Daha sonraları tüm milli maçlarda söylenmesi gelenek haline gelen I’m gonna be (500 miles) adlı bu şarkı İskoç grup The Proclaimers tarafından yazılmış. 1993’te Benny&Joon filminin orijinal soundtrack’i olarak kullanılan parçaya günümüzün en popüler TV dizilerinden biri olan “How I Met Your Mother"ın Arriverderci, Fiero bölümünde Marshall Eriksen’in Pontiac Fiero’sunun bozuk teybindeki kasetten çalan tek parça olarak tekrar rastlıyoruz.
Şarkıyı dinlemek için aşağıdaki linke tıklayınız:
Karaoke yap
...veee işte şarkının İskoçya-İtalya futbol maçında İskoç taraftarlar tarafından söylendiği video:

19 Temmuz 2009 Pazar

Efsanevi kovboy kız: Imani Coppola

Örgülü saçlar, leopar desenli bir bluz, restoran tezgahının üzerinde danseden garson kız ve de karayolunun kenarında kovboy dansı yapan motorcular...Hepimiz onu ‘97 yılında müzik kanallarında ve de radyolarda sık sık duyduğumuz “Legend of a Cowgirl” şarkısından tanıyoruz.Amerikalı siyahi bir anne ve Italyan bir babanın 5 çocuğundan biri olan New York doğumlu şarkıcı ve de söz yazarı Imani Francesca Coppola’dan bahsediyoruz. İçinde bulundukları kültür ve yetenekten yoksun,orta gelirli beyaz ailelerin yaşadığı mahalleye tezat oluşturan, bu yüzden de hep kendilerine sataşılan yoksul Coppola ailesi, caz müzisyeni bir baba, bas gitar çalan bir anne ve hepsi de müziğe yatkın olan çocuklardan oluakşmtaydı. Böyle çelişkili bir ortamın uzun vadede avantajı, Imani’nin müziğindeki bağımsızlığı ve de yaratıcılığı körükleyecek olmasıydı.

90'ların sonuna nostaljik bir yolculuk yapmak isteyenler, Coppola'nın kendi kemanıyla çaldığı western motifleriyle süslü "Legend of a Cowgirl"ü aşağıdaki linkten dinleyebilirler:

Karşılama...

Sevgili müziksever;

Pips'in müzik bloguna hoş geldin. Her telden müzik haberlerini sitemizi takip ederek öğrenebilirsin.

Sevgiler,

-PP