22 Haziran 2010 Salı

Fikrimin ince gülü, gönlümün aşk teli: Le Trio Joubran



Ud müziği...4 kuşak boyunca ud yapıp çalan Filistinli bir aileden gelen 3 kardeş: Samir, Wissam ve Adnan’ın kurduğu Joubran Trio’dan ne de güzel dinleniyor. 

Kardeşlerin vurgulu, tutkulu müziği, davul ustası Youssef Hbeisch’in ritmleri üzerine adeta etamin gibi işleniyor.

Onlara esin kaynağı olan müzisyenler arasında Paco De Lucia, Al DiMeola ve John Mclaughlin Trio var.

Kardeşlerden biri kendilerini müzisyen oldukları kadar birer savaşçı olarak da tanımlıyor, ülkeleri için enstrümanlarıyla savaştıklarını ima ediyor. “Sıradışı, normal olmayan müzisyenleriz, çünkü doğup büyüdüğümüz yer normal değil” diyor en büyük abi.

Çaldıkları notalar kadar notaların arasındaki sessizliklerini de dinlemeye doyamadığım udi kardeşler hakkında daha fazla bilgiyi şu adresten bulabilirsiniz: http://www.letriojoubran.com/en

1 Mart 2010 Pazartesi

Dönbabadönelim 1 – RATM!!


Değerli okurlar,
Upuzun bir aradan ve arayıştan sonra yeniden sizlerle buluşmak ne güzel. 2010’un siftahını yepyeni bir kategori ile yapayım dedim: Dönbabadönelim yazı dizisi. Neden dönbabadönelim? Hepimizin müzikte farklı arayışlardan, deneyiş ve yanılışlardan, boyut atlayışlardan geçtiği dönemler olmuştur, olacaktır elbet. Bunun yanında dönüp dolaşıp tekrar geldiğimiz, hayatımızda önemli yer tutan başucu eserleri olmaz mı? İşte bu yeni yazı dizisi bu kategoriye koyabileceğimiz, seneler boyunca tersli düzlü, yamalayıp yine de dinlediğimiz, dinlemekten kasetleri kopardığımız, hayatımızdan atamayacağımız, üzerinden seneler geçse de eskimek, demode olmak ne kelime! şarap gibi tatlanan ve hep aynı rafta kalan müziklere ait. Benim için bu değerde olabilecek şarkılardan biri: Rage Against the Machine – ‘’Fistful of Steel’’. Hemen bu şarkının hikayesini de anlatayım. Orta okuldayken bir yaz günü okulumuzun üst dönemlerinden geleneksel müzik grubu üyeleri stüdyonun camlarını açmış, hoca, ders dinlemeden zangır zangır bu parçayı çalıyor. Önce acılı bir kedi miyavlaması sandığım sesin gitara ait olduğunu farketmemle pencerenin altında durup sonuna kadar dinlemiştim bu parçayı. Tabi o zamanlar yaş da küçük, büyüklerimizden çekiniyoruz. Yukarı çıkıp da çalışmanın ortasında ‘’Nedir bu çaldığınız hacı?’’ diye sormak olmaz. Onun yerine ileriki çalışmalarda tekrar çaldıklarında parça hakkında verilecek tüyoyu beklemek düşerdi bize (açık mikrofonlar sağolsun, tüm okulcana dinlerdik parça aralarındaki konuşmaları). Yıllar sonra grubun RATM olduğunu öğrenmemle bana tüm albümlerini karıştırıp tek tek dinlediğim parçalardan bu parçayı bulmak düştü. Geç oldu, güç olmadı. Buyrun siz de dinleyin, dinlerken bu dönemi bilmeyen yeni nesil için camları açmayı unutmayın. Dinle