16 Ağustos 2009 Pazar

Miles Davis'in parmaklarından İspanya eskizleri

Gil Evans’ın beste ve aranjmanları, Miles Davis’in melodik ve kendine özgü ritmleriyle çaldığı soloları ve birçok müzik stilinin harmanladığı bir başucu albümü: Sketches of Spain.


Alışılagelmiş caz enstrümanlarından daha çok korno, fagot, bas klarinet ve flugelhorn gibi klasik müzikte kullanılan bir çok nefesli enstrümanı duyabileceğimiz bir albüm. Sadece 5 parçadan oluşmasına rağmen albüm size 40 dk'lık yumuşak ve sakinleştirici bir müzik terapisi veriyor. 27 müzisyenden oluşan orkestranın eşliğinde Miles Davis, ana enstrümanı olan trompet ve de flugelhorn ile çaldığı pırıl pırıl sololarıyla ön planda. Fakat albümü bu kadar özel kılanın Davis’in performansı kadar Gil Evans’ın aranjmanları olduğunu da unutmamak lazım. Sonuçta bu albümü bu kadar tatmin edici kılan şey Evans’ın bestelerine özenle kattığı yeni ve birbirinden farklı stiller ve de mükemmel bir caz – klasik müzik harmanı yakalamış olmasıdır.


Sizin için bu albümden şimdilik The Pan Piper adlı parçayı seçtim. İleride bu albümün diğer parçalarına da blogumuzda rastlamanız mümkündür. Buyrun, dinleyin:

Dinle


3 Ağustos 2009 Pazartesi

Geceden kopan bir dilek: Tarja Turunen

Fazla söze gerek yok. Birçoğumuzun bildiği gibi o Finlandiyalı senfonik metal grubu Nightwish’in ilk göz ağrısı, grubun müziğine karakterini veren ve sonradan yeri hiç doldurulamayacak olan güçlü ses…Finlandiya’nın başkanı Tarja Halonen’in tanımladığı gibi „Finlandiya’nın sesi“: Tarja Soile Susanna Turunen Cabuli. 18 yaşında müzik eğitimini aldığı Sibelius Akademisi’nden sınıf arkadaşı Tuomas Holopainen ile birlikte Nightwish grubunu kurmuş, 9 sene boyunca grubun vokalistliğini yapmış ne yazık ki bu beraberlik 2005 yılının Ekim ayında diğer grup elemanlarının ortak bir kararla internet sitelerinden yayınladıkları bir mektupta Turunen’den gruptan ayrılmasını istemeleriyle sona ermiştir. Bu mektuba kendi web sitesi üzerinden cevap veren Tarja da bundan sonraki müzik çalışmalarına solo olarak devam etme kararı almıştır. Biz yine de onu Nightwish ile tanıyıp grupla bütünleştirdiğimiz için solo çalışmaları yerine grup ile olan zamanlarından bir performansını buraya koymak istedik. Oldukça iddialı ve güzel bir „Phantom of the Opera“ uyarlaması ile.. buyrun Nightwish ve Tarja:



Bu arada Tarja’nın bir dönem müzik eğitimine devam etmek için gittiği Almanya’da tanıştığı Türk asıllı Alman müzisyen Martin Kesici ile bir düeti olduğunu biliyor muydunuz? Eğer bu güzel sese siz de doyamadıysanız hemen bu düeti de güzel bir anime eşliğinde sizlerle paylaşalım:




2 Ağustos 2009 Pazar

1 Múm'dur, 2 Múm'dur, bana bir bade doldur...

m (u harfini normalden 2 kat uzun okuyunuz) grubunun kurucuları İzlandalı iki bey (Gunnar Örn Tynes, Örvar Þóreyjarson Smárason) ve ikiz kız kardeşler (Gyða ve Kristín Anna Valtýsdóttir). Yumuşak vokaller ve de basitmiş gibi görünen kompleks elektronik altyapılar üzerine kurulmuş deneysel müzikler yapan grup "İzlanda'dan akl-i selim sahibi müzisyen çıkmaz" tezini çürütürcesine normal ve de akıllı müzisyenlerden oluşuyor.

Grubun uluslararası platformda dikkat çekmesi Björk ve Sigur Rós gibi hemşeri müzisyen
lerin dünya çapında başarı yakalamasına dayanmaktadır.
Kurucu üye olan Kristín Valtýsdóttir'e göre, grubun adının bir anlamı yok. Eskiden yapılan ve şu anda aktif olmayan Fókus gazetesinde çıkan röpörtaja göre, isim bir resim olarak açıklanmıştı. Bu açıklamada, múm resmi, birbirini hortumlarıyla selamlayan iki file benzetilmişti. (kaynak: vikipedi)

Şimdi bu gruptan çok sevdiğim, insanda sevinç, merak ve hafiflik duygusu uyandırdığını düşündüğüm bir parçayı sizlerle paylaşmak isterim: "I'm 9 Today"i aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz:

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Haftanın beraberliği: Finlandiya - İzlanda

Bir Cumartesi kahvaltı keyfinden sizlere seslenirim ey müzikseverler.

Bir haftanın anketi daha sona ermiş bulunmakta. Sizlerden gelen oylar sonucu haftanın müziği en çok beğenilen 2 Kuzey Avrupa ülkesi İzlanda ve Finlandiya (?) olarak belirlendi. (Diğer editör arkadaşlarım, bu konuda sizden de bomba grup önerilerine açığım - bildiğiniz gibi müziğine pek de aşina olduğumuz ülkeler diil bunlar. Şahsen ben küçüklüğümde daha çok Güney Kutbu yöresine özgü ninnilerle büyütüldüm. Bir de ne yalan söyleyeyim, biz güneylilerle kuzeyliler birbirimizden pek haz etmeyiz - yıllar yılı aramızda bir rekabet olmuştur hep. Yine de profesyonellik adına şahsi duygularımı bir kenara koyuyor, ve kahvaltıdan hemen sonra yeni yazılar için kolları sıvamaya başlıyorum.)

Hepinize iyi haftasonları dilerim. Bizi takip etmeye devam edin!!

-Pips Peyote