2 Ağustos 2009 Pazar

1 Múm'dur, 2 Múm'dur, bana bir bade doldur...

m (u harfini normalden 2 kat uzun okuyunuz) grubunun kurucuları İzlandalı iki bey (Gunnar Örn Tynes, Örvar Þóreyjarson Smárason) ve ikiz kız kardeşler (Gyða ve Kristín Anna Valtýsdóttir). Yumuşak vokaller ve de basitmiş gibi görünen kompleks elektronik altyapılar üzerine kurulmuş deneysel müzikler yapan grup "İzlanda'dan akl-i selim sahibi müzisyen çıkmaz" tezini çürütürcesine normal ve de akıllı müzisyenlerden oluşuyor.

Grubun uluslararası platformda dikkat çekmesi Björk ve Sigur Rós gibi hemşeri müzisyen
lerin dünya çapında başarı yakalamasına dayanmaktadır.
Kurucu üye olan Kristín Valtýsdóttir'e göre, grubun adının bir anlamı yok. Eskiden yapılan ve şu anda aktif olmayan Fókus gazetesinde çıkan röpörtaja göre, isim bir resim olarak açıklanmıştı. Bu açıklamada, múm resmi, birbirini hortumlarıyla selamlayan iki file benzetilmişti. (kaynak: vikipedi)

Şimdi bu gruptan çok sevdiğim, insanda sevinç, merak ve hafiflik duygusu uyandırdığını düşündüğüm bir parçayı sizlerle paylaşmak isterim: "I'm 9 Today"i aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz:

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Haftanın beraberliği: Finlandiya - İzlanda

Bir Cumartesi kahvaltı keyfinden sizlere seslenirim ey müzikseverler.

Bir haftanın anketi daha sona ermiş bulunmakta. Sizlerden gelen oylar sonucu haftanın müziği en çok beğenilen 2 Kuzey Avrupa ülkesi İzlanda ve Finlandiya (?) olarak belirlendi. (Diğer editör arkadaşlarım, bu konuda sizden de bomba grup önerilerine açığım - bildiğiniz gibi müziğine pek de aşina olduğumuz ülkeler diil bunlar. Şahsen ben küçüklüğümde daha çok Güney Kutbu yöresine özgü ninnilerle büyütüldüm. Bir de ne yalan söyleyeyim, biz güneylilerle kuzeyliler birbirimizden pek haz etmeyiz - yıllar yılı aramızda bir rekabet olmuştur hep. Yine de profesyonellik adına şahsi duygularımı bir kenara koyuyor, ve kahvaltıdan hemen sonra yeni yazılar için kolları sıvamaya başlıyorum.)

Hepinize iyi haftasonları dilerim. Bizi takip etmeye devam edin!!

-Pips Peyote

31 Temmuz 2009 Cuma

Borodin'den "Poloveç Dansları"

Bu haftaki anketimizin sonuçlanmasına birkaç saat kala heyecanınızı yatıştırmak için araya bir klasik eser koyalım dedik. Eserimiz, "Rus Beşleri" olarak bilinen besteci grubundan Alexandr Borodin'in "Prens Igor" operasının en meşhur bölümü olan "Poloveç Dansları". Opera 11. yüzyılda Ruslar ile Tatarlar arasında geçen bir savaş sırasında yaşananları anlatır. Savaş sırasında Prens Igor ve oğlu Vladimir poloveç savaşçıları tarfından esir edilir. Kraliyet soyundan geldikleri için sıradan esirler gibi değil asil konuklar olarak ağırlanırlar. Poloveçlerin hanı onurlarına bir festival düzenler. Kutlamalar sırasında savaşçılar ve genç kızlar dans eder. Parça işte bu danslar esnasında çalınan müzik ve söylenen şarkılardır. Maalesef Prens İgor Borodin tarafından yarım kalmış ve ölümünden sonra Rimsky-Korsakov ile Alexander Glazunov tarafından tamamlanmıştır. (kaynaklar: eksisozluk, wikipedia)
p.s. Eserin
"The Flowing Dance of Young Maidens" [b] bölümü Amerikalı hiphop müzisyeni Warren G'nin opera ile aynı isimli şarkısında kullanılmıştır. Buyrun bu da şarkının klibi:

26 Temmuz 2009 Pazar

Müzikalin iyisi kötüsü

Sevgili müzikseverler,
Siz blogumuzda “Film müzikleri” haberleri görmek istersiniz de biz boş dururmuyuz? Her ne kadar bugün tatil de olsa Pazar keyfinize çilek suyu sıkacak çok kısa bir haber yazmadan edemedim ve “Pazar günü” temasına uygun bir şarkı seçtim sizler için. 1973’te Britanya yapımı bir müzikal olarak ortaya çıkan, daha sonra bilimkurgu ve korku filmi haline getirilen kült yapım “The Rocky Horror Picture Show” filmimiz.


Sahne oyununun ve tüm şarkılarının sözlerinin Richard O’Brien tarafından yazılmış olduğu müzikal, senelerce broadway sahnelerinde yer almış, filmi ise tüm zamanların uluslararası en çok bilinen gece yarısı gösterimi filmi haline gelmiştir. Filmin başrollerinde Tim Curry, Susan Sarandon ve Barry Bostwick gibi ünlüler yer almıştır.Filmin konusu kısaca şöyledir: (wikipedia.org’dan alıntı)


“Yeni evlenmiş olan Janet Weiss (Susan Sarandon) ve Brad Majors (Barry Bostwick) yağmurlu bir gecede yollarını kaybeder. Ardından Weiss ve Majors bir şatoya sığınırlar. Bu şatonun sahibi, travesti bir bilimadamı olan Dr. Frank-N-Furter'dır (Tim Curry). Dr. Frank-N-Furter, o gece Rocky Horror adında bir aşk kölesi yaratcağını açıklar. Janet Weiss ve Brad Majors'ın saklı kalmış v e bastırılmış duyguları ortaya çıkar”


Filmin açılış sahnesinde siyah bir zemin üzerinde Patricia Quinn’in daha sonra bir ikon haline gelecek olan kırmızı rujlu dudakları belirir ve sözleri o dönemin birçok düşük bütçeli kült filmlerine göndermelerle dolu olan “Science Fiction/Double Feature”ı söylemeye başlar.




Bu şarkının sözlerinde kendilerine referans yapılmış filmlerden bazıları:

25 Temmuz 2009 Cumartesi

"25. Hour / 25. Saat" Tenece Blanchard

ISKALANAN HAYATLAR ÜZERİNE, TERENCE BLANCHARD DARBESİ...

Tenece Blanchard, film müziği kompozitörleri arasında çok bilinen bir isim olmasa da, bir jazz kedisi olarak ziyadesiyle tanınan, saygın bir enstrümanist.

Ehil bir trompetçi, keza yönetmen Spike Lee' nin çocukluk arkadaşı olması hasebiyle hemen her filminde notalarının izi bulunan bir deha.

Haftanın teması film müziklerine dair olunca, ilk zihnime düşen film, "25th Hour / 25. Saat" oldu.

Hayatlarımızı ne kadar enayice paranoyalarla ıskaladığımızı, çocukluğumuzda kafamıza mıhlanan bir film ya da fotoğraf karesinin peşinde mutluluğu ararken aslında "mutlu olduğumuzun" farkında bile olamadığımızı anlatan, tadına doyulmaz bir başyapıttı "25. Saat"...


Edward Norton' un yürek titreten performansı da filmin kusursuzluğuna krem şanti lezzeti katıyordu.

Filmin o kadar çok unutulmaz sekansı var ki. Ama sanırım en ciddi tadlarından biri, Terence Blanchard' ın silkeleyici açılış müziğiydi.

Her izlediğimde, iki gözüm niagara ağladığım final sahnesinde de kullanılan bu title gerçekten efsaneviydi...


KINGS OF LEON' LA SOLUKLANMAK...

ONLY BY THE NIGHT / KINGS OF LEON

MUTLAKA DİNLEYİN!!!


Uzun süre ciddiye almamak gibi bir hataya düştüğüm Kings Of Leon' a dair yanılgım ve ıskaladığım zaman yüzünden kendimi affedemiyorum öncelikle...

Mübalasız, son 10 yıldır beni bu kadar keyiflendiren, heyecanlandıran bir rock grubu sözkonusu olmamıştı.

"Rock müziğe dair daha farklı ve yeni ne yapılabilir ki" denilen kısır bir dönemde, taze orman havası kıvamında Kings Of Leon.

Bir çok virtüözü imrendirecek gitar riff' lerinden tutun da, davul ataklarının pompaladığı limitsiz adrenaline dek tam bir karnaval Kings Of Leon!

"Only By The Night" ı, zekice kotarılmış şarkı sözlerinden, entrümantal altyapısına dek başyapıt olarak nitelemek sanırım abartılı olmayacak.

Açılış şarkısı "Closer" la sizi içine aldıkları kozadan, son şarkı "Cold Desert" le renkli bir kelebek olarak çıkıyorsunuz.


Olağanüstü!..

Haftanın tercih edilen müzik kategorisi: “Film müziği”

Bir hafta boyunca okuyucularımızdan gelen oylar sonucu blogumuzda en çok haberlerini görmek istediğiniz müzik kategorisi belli oldu. Bu haftanın favorisi: “Film müzikleri”

Bu kategoriye oy veren okuyucularımızın aklında büyük senfonik besteler, ya da dünya listelerini alt üst etmiş şarkılar olabilir. Biz daha mütavazi ve sıcak bir tercih yaptık, ve 7’den 77’ye tüm Türk halkının gönlünde yer etmiş “Gülen Gözler” filminin müziğine blogumuzda yer vermek istedik. 70’li yıllarda ortaya çıkan, orijinali İskender Doğan tarafından seslendirilmiş olan “Kan ve Gül” parçasını çılgın ve aşık pilot Vecihi’nin kardeşinin düğünü esnasında müstakbel eşinin babasına söylediği sahneyi hepiniz hatırlarsınız. Kendini bir anda sahneye atıp, Münir Özkul’un gözlerinin içine baka baka “Seviyorum, veriyor musun?” diye kızını vermesi için adeta yalvaran Şener Şen (nam-ı diğer: “Vecihi”) sonunda babayı ikna etmiş midir? Bunun cevabını ancak filmi izleyenler biliyor. Biz yine de merakınızı bir nebze olarak gidermek için filmin bu sahnesini sizlerle paylaşalım dedik. Buyrunuz, izleyiniz:




Haa, bu arada...Bilmeyenleriniz için söyleyelim. Bu şarkının bir de Michael Jackson yorumu var. Rahmetli Jacskon, Vecihi'nin yorumunu o kadar çok beğenirdi ki ona olan saygısından dolayı hiçbir zaman kendisini ön plana çıkarmamak için bu videonun yayılmasını istemedi. Biz yine de sevenleri olarak buradan bu videoyu paylaşıp kendisini bir kez daha anmak istedik: